HUXLEY’İN HER ŞEYİ GÖREN KÖR GÖZLERİ / CESUR YENİ DÜNYA

03 Mayıs 2021
HUXLEY’İN HER ŞEYİ GÖREN KÖR GÖZLERİ / CESUR YENİ DÜNYA

Ünlü biyolog Thomas Henry’in torunu ve dergi sahibi Leonard Huxley’in oğlu Aldous Huxley, 26 Temmuz 1894’de İngiltere’de doğdu. Büyüdüğü ev, ailesinin bilim ve sanat dünyasından birçok aile dostunun gelip sohbetlerin edildiği bir nevi küçük bir akademi gibiydi. İlk eğitimini yine bu evde dedesinin botanik laboratuvarında aldı. Evdeki bu sürekli devam eden bilimsel konuşmaların ve yer yer ateşli tartışmaların ortasında Aldous Huxley duygulardan uzakta bir büyüme süreci geçiriyordu. Annesi bu durumdan endişeleniyor, daha çocuk yaşlardaki Aldous’u olabildiğince korumaya çalışıyorsa da elinden gelmeyen durumlar mevcut oluyordu. Aldous Huxley, on dört yaşına geldiğinde üzerine titreyen annesini kaybetti. Artık sonraki hayatı tamamen bilimsel çalışmalar ve tartışmalarla tüm zamanını geçiren erkeklerin arasında kaldı. Dedesinin ve babasının yönlendirmesiyle biyoloji üzerine ihtisas yapıyordu. Fakat annesini beklenmedik ölümü Aldous Huxley üstünde oldukça derin bir yara bıraktı. Genç yaşına rağmen ağır bir depresyon süreci geçirdi. Bu süreç sonrasında bedeni zayıf düştü. Görme yetisi kaybetme derecesine kadar bu durum devam etti. Aldous Huxley, ailesinin desteğiyle biraz olsun kendini toparlamışken, kardeşi intihar etti. Bu olay bir daha üstesinden gelemeyeceği yıkımının başlangıcı oldu. Dedesinin yönlendirmesiyle okuduğu biyoloji bölümünden ayrıldı. Uzun süreli bir boşluğa girdi. Sonunda içinde düştüğü durumdan sıyrılmak için edebiyata sığınmayı tercih etti. İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne kayıt oldu. Edebiyat, biraz olsun ona iyi gelmiş gibiydi. Bu süreçte evlendi ve Paris’e taşındı. Yine aynı dönemde ilk eseri olan Krom Sarısı’nı yayınladı. 1932 yılında yayınlanan Cesur Yeni Dünya isimli kitabıyla üne kavuştu. Modernizmin hükümdarlığında bütün dünyada teknolojinin inşa ettiği gelecek ve yeni insan tanımı kutsanırken, Huxley görme yetisini kaybettiği gözleriyle geleceğin karamsar taraflarını görüyordu. Anlamın ve değerin kaybolacağı ve insanların kitaplara ihtiyaç duymayacağı bir gelecek tasavvur ediyordu. Huxley, ilerleyen görme hastalığı için önce kendisine iyi gelecek yerlere taşındı. Bundan da bir karşılık göremeyince bilimsel olmayan tekniklere yöneldi. Bir süre bu yöntemlerin iyi geldiğini düşündü. Fakat sonuç yine de hüsrandı. Tüm bunlardan sonra Huxley, farklı bir eğilimde bulundu. Gittikçe kararan maddi dünyanın yerine, içindeki dünyanın algısına ulaşmaya karar verdi. Uyuşturucu etkisi olan bazı kimyasallar kullanmaya başladı. Bu karardan sonra Huxley’in tüm vaktini iç dünyasında geçirdiği dönemler başladı. Zamanının çoğunu bu şekilde geçiriyor, gerçek dünya ile bağı neredeyse bitme noktasına geliyordu. Yine bu sürecin sonunda doğu metafiziğine ilgi duymaya başladı. Gerçek diye kabul edilen şeyin ötesinde başka gerçekler arıyordu. Yaşadığı bu deneyim ve dönüşüm ona Algı Kapıları isimli kitabını yazdırdı. Bu kitap "beat kuşağı” yazarları arasında kült bir esere dönüştü. Aldous Huxley, 22 Kasım 1963’te J.F. Kennedy’nin suikast sonucu öldüğü günde hayata veda etti.

Hazırlayan: Kasım Hasan Ünal


ALDOUS HUXLEY - CESUR YENİ DÜNYA

::

::


T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.