Kolektif

3 Kitap / Mrs. Dalloway - Madam Bovary - Adem′den Önce

Kolektif
Açıklama
"İnsan, rüyasında yalnızca uyanıkken gördüğü şeyleri veya bunların farklı şekillerde bir araya gelişini görebilir. Benim rüyalarımın tamamı bu kuralı çiğniyordu. Uyanıkken ve uyurken yaşadığım dünyalar birbirinden tamamen farklıydı. Sanki iki yaşamı da tecrübe eden kişi olarak bir köprü görevi görüyordum."
Türü : Set
Sayfa Sayısı : 752
Kapak : Karton
Kağıt : 2. Hamur
Basım Yılı : 2021
Dili : Türkçe
100 TL ve Üzeri KARGO BEDAVA !
29,90 TL
53,00 TL
%44 indirimli
1-3 İş Gününde Kargo Kapıda Ödeme Ek Hizmet Bedeli 5 TL100 TL üzeri Kargo ÜcretsizKargo Ödeyen Ürünler için  tıklayınız
  • Ürün Özellikleri
  • Ödeme Seçenekleri
  • Yorumlar (0)
  • Tavsiye Et
  • Mrs.Dalloway

    Karakterlerin iç yaşamının bilinç akışı tekniğiyle iç içe geçtiği Mrs. Dalloway, okuyucuyu beşeri deneyimin, zaman ve mekânın, deliliğin ve pişmanlığın keşfiyle büyülüyor.
    Zarif ve hayat dolu bir kadın olan Clarissa Dalloway vereceği bir davete hazırlanırken, bir zamanlar hayatına giren ve çok sevdiği insanları hatırlar. Savaş sonrası bunalımı yaşayan ve akıl sağlığını kaybetmek üzere olan Septimus Warren Smith’in en kötü günü, Clarissa ve dostlarının davete hazırlandığı günle iç içe geçer. Davet göz alıcı bir seviyeye ulaşırken, söz konusu yaşamlar ortak bir paydada buluşur. Haziran 1923’ün son derece önemli bir günü geçmişi, günceli ve geleceği bir araya getirir.

    Madam Bovary

    Gustave Flaubert (12 Aralık, 1821 – 8 Mayıs, 1880) Fransız romancı ve gerçekçilik akımını başlatan yazar.
    12 Aralık 1821’de Fransa Rouen’de doğdu. 1880´de bir inme sonucu yaşamını yitirdi. Babası Achille Flaubert Rouen´daki bir hastanenin baş cerrahı, annesi de bir hekim kızıdır. 1840´ta liseyi bitirdi. 1841´de Paris Hukuk Fakültesine kaydoldu. 22 yaşındayken sara olduğu kabul edilen bir hastalığının bulunduğu ortaya çıktı. Eğitimini tamamlamadı. 1846´da babasını kaybetti. Bir kızı olan ablası da ölünce, annesi ve yeğeniyle Rouen yakınlarındaki Croisset´ye yerleşti, yaşamının tümünü burada geçirdi. İlk yazı çalışması 1837´de yayınlandı. Kasım 1849’dan Nisan 1851’e kadar Maxime du Camp ile birlikte Yunanistan, Anadolu, Mısır, Filistin, Suriye ve İtalya´yı dolaştı. İçe kapanıklığından, yalnız Mısır’a ve Tunus’a yaptığı yolculuklarla sıyrıldı. Ünlü romanı Salambo’yu ona esinleyen de, bu yolculuklar oldu. Edebiyat dünyasından pek çok kişiyle mektuplaştı. Bu mektuplardan bazıları sonradan büyük ün kazandı.
    Flaubert, 8 Mayıs 1880 günü, ani bir felç sonucu, Croisset’de öldü. Gustave Flaubert Gerçekçilik akımını başlatan kişi olarak gösterilmektedir. Felsefede pozitivizm ne ise, sanat ve edebiyatta da realizm odur. Gerçekçiliğe, gerçeği olduğu gibi yansıtmak anlamı verilirse, gerçekçilik tüm çağları kapsar. Romantizmin şiddetle hüküm sürdüğü zamanlarda bile Balzac, Stendhal gibi yazarlar gerçekçi olabilmişlerdir. Balzac´ı gerçekçiliğin, hele doğalcılığın (natüralizmin) büyük bir öncüsü olarak görmek mümkündür. Bir edebiyat akımı olarak ele alınan gerçekçiliğin başlangıcı Murger, Champfleury ve Duranty gibi adları az duyulmuş yazarlara dayanır. Duranty, 1856 yılında Réalisme adı ile beş ay dayanan bir dergi çıkarmıştır. Ancak gerçekçilik akımının parlaması 1857 yılında basılan Mademe Bovary ile olmuştur. Romanın yazarı Flaubert, George Sand´ a yazdığı bir mektupta; "Olayları bana göründükleri gibi ortaya koymakla, bana doğru görüneni ifade etmekle yetiniyorum... Doğruluğu sanata sokmanın daha zamanı gelmedi mi? Tasvirin tarafsızlığı o zaman kanunun yüksekliğine ve bilimin belginliğine ulaşacaktır." demektedir.

    Adem'den Önce

    "İnsan, rüyasında yalnızca uyanıkken gördüğü şeyleri veya bunların farklı şekillerde bir araya gelişini görebilir. Benim rüyalarımın tamamı bu kuralı çiğniyordu. Uyanıkken ve uyurken yaşadığım dünyalar birbirinden tamamen farklıydı. Sanki iki yaşamı da tecrübe eden kişi olarak bir köprü görevi görüyordum."
    Jack London’ın 1906’da kaleme aldığı ve bir macera romanı olarak okunabilen Âdem’den Önce adlı eseri, yoğun olarak ele aldığı ırksal bellek konusuyla yazarın diğer kitaplarından keskin bir şekilde ayrılır. Rüyalarında Orta Pleistosen Çağı’na ait olduğunu gören genç bir adamın hikâyesini işleyen bu kitabı okurken, kendinizi tarih öncesinde avcı-toplayıcı insanların arasında nefes kesici bir mücadelenin ortasında bulacaksınız.

Ürün Yorumları
T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.