Kolektif

Dev Aşka Dair Kitaplar Seti

Açıklama
Aşka dair okunması gereken dolu dolu tam 12 kitap!
Türü : Set
Sayfa Sayısı : 1820
Kapak : Karton
Kağıt : 2. Hamur
Basım Yılı : 2021
Dili : Türkçe
600 TL ve Üzeri KARGO BEDAVA !
499,90 TL
1-3 İş Gününde Kargo Kargo Ödeyen Ürünler için  tıklayınız
detay-kargo.svg (7 KB)
  • Ürün Özellikleri
  • Ödeme Seçenekleri
  • Yorumlar (0)
  • Tavsiye Et
  • 1) Aşk Kalbin Duasıdır

    Sen ol, son ol, sonsuz ol!
    İlk aşkımsın! Sonran yok öncen kayıp. Olmadı değil, oldu başkaları ama senden sonra hepsi yok oldu.
    Sen, hatalarımın gösterdiği doğru, öncekilerin sürüklediği huzur yolusun.
    Gönlüme yağan sevda yağmurusun, her damlada şifa buluyor aşkım.
    Çocukluğumsun! Samimiyetim, anlamsız mutluluğum…
    Yağmur ile etrafa savrulan toprak kokusu, çayımın en tatlı yudumusun. Sen benim cevapsız sorularımın cevabı, her duamda dilediğim, her nefeste özlediğimsin.
    Fazlasına gerek yok, yeter ki senli olsun.
    Sen, aşk diye yazılıp eş diye okunansın. 'Bu dünya bize yetmez” dediğim, cennet ortağımsın.

    184 Sayfa

    2) Kalbimdesin Elimde Değil

    Seni sordular, avuçlarımı gösterdim.
    Anlamadılar dua ettiğimi!
    Aynalarda bir ölümlüyü izliyoruz her gün. Üstüne sevilmeyen bir kalp taşıyoruz.
    Birileri ısrarla sevmedi bizi. Ne kadar sevdiysek en az o kadar sevilmedik.
    Rüzgârdan dolayı savura savrula uçan bir poşeti izler gibi izlediler nereye takılacağımızı.
    İpi kopmuş bir uçurtmayı izler gibi izlediler, çakılmamızı keyifle beklerken.
    Durup nefeslenmek istesek ittiler, yürüsek çekiştirdiler.
    Anlatmak istediğimizde dinlemediler, sustuğumuzda da neden anlatmıyorsun dediler.
    Hangi günün sabahında gitmeye niyetlendiysen, gece boyu balçıkla sıvayacağım güneşi.
    Uykularda kalıp uyanma diye bozacağım alarmı kurulmuş tüm telefonları ve saatleri.
    Senin uykularda kalmanı sağlamak için, ağlamasınlar diye ağabeylik edeceğim tüm bebeklere.
    Şehrin tüm meydanlarını sırayla gezip, sana açlığımın grevini başlatacağım.
    Ne kadar köprü varsa hepsine çıkıp, üstüme benzin döküp elimde kibritlerle restimi çekeceğim.
    Gitme diye ayılıp bayılıp düşeceğim, hiçbir yardım talebini kabul etmeyeceğim.
    Hakkımı haram etmekle tehdit edeceğim bütün ortak dostlarımızı.
    Aracı olup seni ikna etsinler diye yalvaracağım zorla, nazla ya da niyazla.
    Son bir kozum var: Sevgilim, vazgeçmezsen gitmekten, ilk seherin vaktinde, omuzlarda yükselip toprağa gireceğim!

    168 Sayfa

    3) Aşk'a Kadar Kapalıyız

    İçeride tadilat var.
    Yüreklere verdiğimiz zarardan dolayı özür dileriz.
    Aşka karşı umutsuz olma, duvarlarını yık. Canın yandı diye can yakmaktan vazgeç. Kendinde yarattığın o güvensizlik zindanından çık ve inancını tazele. Aşk; bitti dediğin yerden, asla diye başladığın cümlelerin içinden firar edip yeniden gelecek. Ruhunun tadilatı bitmeden kimsenin enkazını kaldırmaya çalışma. Yanmadan, yakma… Bu kitapla AŞK olacaksın… Unutma! Aşk, ruhun ile zihnin el ele uçurumdan atladığı zaman yaşanır. Bildiklerin ölür ve aşkla yeniden doğarsın.
    Aşkla yeniden doğuşun mucizesini anlatan, ruhlarımızda açtığımız yaraları fark ettiren, iyileştirici, hayatınıza yürekten dokunan bu kitap, mutlu insan olmanın önünü kesen, kalın, gri, umutsuzluktan inşa edilmiş keder duvarlarınızı yıkacak.
    Daha önce Nazım Hikmet, Tomris Uyar, Cemal Süreya gibi büyük yazar ve şairlerin ‘ruhlarına girerek’ yazdığı biyografik romanlarla adından söz ettiren Nazan Arısoy yeni kitabında hepimize ayna tutuyor. Modern zamanların zalimlikleriyle ruhları aşk enkazına dönmüş iki gencin hikayesi üzerinden aşkı yeniden var ediyor, aşka nefes veriyor. Sizi de aşka davet ediyor!

    224 Sayfa

    4) Sosyal Medya Aşkları

    'Anlatacaklarım tamamıyla gerçek, üzücü ve şaşırtıcı olduğu kadar mantıktan da uzak biliyorum. Çünkü sevmenin mantığının olmadığını ben de ilk kez yaşayarak tecrübe ettim…”
    Sosyal medya aşkları, aşıkları!
    Kiminin kendini olduğundan çok farklı gösterdiği, kiminin yalan üstüne yalan kattığı bir meydan. Güçlü maskelerin, renkli filtrelerin ardına gizlenmiş zayıf ya da renksiz hayatların çarpıştığı, çoğu zaman da kazananı olmayan bir tuhaf savaş meydanı. Hayatlarımız gibi…
    Aslında aşk sözkonusu olduğunda uzak durulması gereken bir yerdir sosyal medya ama hemen hemen hepimizin başından geçen bir aşk hikayesi vardır orada mutlaka, ya da aşk sandığımız tuhaf bir duygu.
    Bunların içinde iyisi yok mudur? Vardır tabii ki.
    İyisini merak edenler bizi sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirler

    104 Sayfa

    5) Fazla Uzaklaşmış Olamam Döndür Beni

    Yıllardır ayağı kırılan atları besliyorum aklımın ahırlarında.
    Tekrar koşamayacaklarını biliyorum.
    Bunu kimsenin anlamasını da beklemiyorum…
    Umut böyle bir şey.

    120 sayfa

    6) Hodbinler

    '…bu düşleyiş, olmayan bir dünyaya biteviye yapılan bu seyahatler, artık gerçek hayatın yerini alan bir yaşayış, aynen mehtap ışığında parlayan suları zümrüt bir ayna, o suya elini daldırdığında parmaklarının ucundan damlayan taneleri ise o zümrütten kesilmiş birer mücevher zannedip de tutmaya çalışan hayalperestin beyhude çırpınışı misali bir kayboluş olmuştu. Ben ise ellerimle sebebiyet verdiğim bu mahvoluşun şimdi acılı bir seyircisi olmaktan öteye gidemeyen bir hiçtim işte. Bir hiç, muğlak, titrek bir hayalet, soluk bir gölge.”
    Hodbinler… Bir hayalde yaşayıp ölecek olsalar bile hayalden de, hayattan da zevk alamayanlar, nereye baksa kendini görenler, o hüzünlü mağrurlar…
    Türkçe edebiyatın zengin mirası üzerine kurulmuş mükellef bir sofra, gülünesi bir sürükleniş, acıklı bir parodi, bir aşk, ihtiras ve ihanet nümayişi... Üslubu kaybettiğimiz bir zamandan, o zamana ait hayatlardan akseden bir tebessüm, lisanı eski güzel günlerin lisanına istihza dolu bir gönderme.
    Hodbinler, dil zenginliği, kurgusu ve her satırına sinmiş hicviyle okuru büyüleyecek. Ustalığını daha ilk romanında ortaya koyan Saruhan Doğan, Türk romanında iddialı bir sayfa açıyor!

    392 Sayfa

    7) Aşkın Öteki Yüzü

    Mevsimlerin değiştiğini gördüğümden beri kızmıyorum kimseye.
    Her kıştan sonra bahar geliyor mutlaka...
    Elimde olmayan ne varsa kabulleniyorum bu yüzden.
    Zorla yaşanmıyor bu hayat, her şey olacağına varıyor...
    Olacaksam, olacaksa mutlaka bana gelecek... Ya da ben ona gideceğim, biliyorum.
    Halis Karabenli - Aşkın Öteki Yüzü içerisinde, 'Aşkın Öteki Yüzü'nde sırtımızı döndüğümüz, unuttuğumuz, hatırlamamak için mücadele ettiğimiz ve kendimize bile itiraf edemediğimiz aşkın hallerini anlatıyor. Biten bir aşkın, unutulmuş ilişkinin ardından herkesin yaşadığı ikiyüzlü hayata dürüst bir bakış açısı getiriyor. 'Hayallerle sınırlı bir dünyada yaşayın,' yalanını söyleyip dursalar da hepimizin, özellikle kadınların istediklerini sevebileceğini ama onunla olamayacağını söyleyen bir modern zaman masalı. Nihayetinde kendine gelmeden kimseye varamaz ve vardığın her kapıda başka yaralar açarsın...

    152 sayfa

    8) Beni Unut Bizi Unutma

    Sevgilim.
    *Gitmek fiziksel bir eylem değildir* diyordu bir şair. O düşünceye tutunuyorum. Kalbin, ruhun, benliğin bana aitken, gülüşün yüzümde bir mühürken, kim gitti diyebilir senin için?
    Buradasın işte, bu odada, bu sokakta, bu şehirdesin. Köşede, en sevdiğin koltukta oturmuş, zamanlara ve mekanlara meydan okuyan bizi izlemektesin.
    Gitti diyorlar senin için.
    Sevgilim.
    Sen kendinden gidebilir misin?

    136 sayfa

    9) Git de Büyü

    Git de Büyü, büyüttüğümüz duyguların içimize sığmayan taraflarıyla mücadele etmemize olanak veriyor. Firar edemedi ellerim avuçlarından, göğsünde kaldı başım. Hele bir de son bahar geldi mi, mevsimlerin en ağır abisi, en soğuk nefeslisi, daha çok özlersin, eskisinden daha çok acıtır... Unutmak da neymiş? Yalvarıyorum bana da öğretin! Yüreğinize değen o parmak izlerini nasıl siliyorsunuz keseleye keseleye? Derilerim soyuldu. Nasıl gidiyor onun ten kokusu? Yalvarırım söyleyin.
    İnsan içine yağmur yağar mı hiç? Yağıyormuş işte...

    128 sayfa


    10) Ve Tutuştu Göl

    Sevgi nankördür,
    kavga; barışın tek gerçek nedeni.
    Özgürlük; mücadelelerin en bencil olanı ve
    paylaştığınızı zannettiğiniz
    mutluluk yalnızlık kuyusuna sarkan yağlı bir urgan!
    Geceyi gırtlaklayan yakarışlarınız
    her zaman daha gerçek kalabalık kahkahalardan...

    104 Sayfa

    11) Dudağımdaki İs Son'Sus

    İçimde birçok anı var. Birçok acı ve birçok ayrılık...
    Ama işin kötüsü, artık hiçbiri hiç kimseye ait değil sanki. Bazılarını bir yerlerden tanıyacak gibi oluyorum fakat 'Bana ait olsaydı, unutmanın eşiğine gelmezdim' deyip devam ediyorum yoluma...

    108 sayfa

Ürün Yorumları
T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.